Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun..
28 Ekim 2012 Pazar
14 Ekim 2012 Pazar
Sonunda atladı
Pek anlamam ama merakım vardır..
Kim merak etmez ki? Sonsuz boşluk, bilinmezlik..
Anlayamadığımız, kavrayamadığımız bir sürü fizik kuralı..
Bilim adamları açıklamışlar: Dünya yuvarlak, atmosfer var,
stratosfer, yer çekimi bulunmuş çoktan, güneş yakar, oksijen, sürtünme kuvveti, ses
hızı ve saire..
Fazla derine inmeden bilmek lazım, öğrenmek lazım, güzel
şeyler bunlar, heyecan veriyor insana, çok kurcaladığın zaman aklın başından
gider, o ayrı tabi..
Felix’in aklı başından gitmiş olmalı ki iki buçuk saatte
çıktığı yerden beş dakikada inmeye kalktı. Başından sonuna kadar izlediğimde ister
istemez soru işaretleri oluştu kafamda. Bu cesaret nereden geliyor? Kendini
boşluğa bırakırken ölüm korkusu ne kadar hissediliyor? Alemin delisi bizi mi
buluyor?
Millet uzayla uğraşırken biz işsizliğe neden çözüm bulamıyoruz? Kavga ediyoruz,
birbirimizi yiyoruz, biber gazı sıkıyoruz, bağırıp çağırıyoruz, yollara asfalt
döküp, olmadı bir daha kazıyoruz.. Ne için varız, ne demeye yaşıyoruz?
Uzaydan atlamayı hayal bile edemezken, tv karşısında
çekirdek çitleyerek izleyen bir grubu oluşturuyoruz ve sonra da diyoruz ki:
Uzaydan adam kaydı, dilek tutun!
3 Ekim 2012 Çarşamba
Hayat sana güzel
Seviyorum ulan herşeye rağmen diyebiliyorsan
Pink Floyd dinleyip
de hoşuna gidiyorsa
Akşamları sahil
kenarında yürüyebiliyorsan
Buzdolabın doluysa
Yemek yapabiliyorsan
Evinde sıcak kahve
kokusu dolanıyorsa
Televizyonun,
bilgisayarın çalışıyorsa
Kapını çalan birileri
oluyorsa
Memlekette olup
bitenlere gülüp geçebiliyorsan
Çayının suyu
kaynıyorsa
Başucunda kitabın
duruyorsa
Minicik dudaklarla
öpülüp koklanabiliyorsan
Facebook, twitter,
msn adresin aktifse
Gözlerin gülüyorsa
Kalbin çarpıyorsa
Ellerin ayakların
tutuyorsa
Dövüş Kulübü’nü tekrar
tekrar izleyebiliyorsan
Annen, baban,
kardeşlerin hayattaysa
Evladın varsa
Dostun kötü günde
yanındaysa
Hayat sana güzel be
kardeşim…
27 Eylül 2012 Perşembe
Kadınlar neyden anlamaz ki!
Kadınlar futboldan anlar veya anlamaz, bu kadınına göre
değişir.
Tıpkı erkeğin makyajdan anlayıp anlamadığı gibi.. İşinin
ehli makyözlerin erkek olduğunu da unutmamak gerekir tabi..
Eğer onlara bırakırsak neyden anlayıp anlamadığımızı uzun
bir liste karşılar bizi.
Araba kullanmak
Tavla oynamak
Bilek güreşi yapmak
Askerlik
Pilotluk
Uzun eşek, misket oynamak
Topaç çevirmek
Bin dereden su getirmek
Yalan söylemek
Çapkınlık yapmak gibi..
Konumuz olan futbol ise erkekle özdeşleşmiş bir oyun, küçük
yaşlardan beri erkekleri yönlendirdikleri, kızları geri çektikleri bir spor. Bu
durumda ne kadar anlayabiliriz diye sormak gerek. Ama dünyada böyle olmadığı
kesin, futbolun her alanına giren kadınlar var, seyircisiyle, oyuncusuyla..
Artık bazı olaylarda cinsiyet ayrımı yapılıp kimin neyi
yapıp yapamadığına karar veren insanlara karşı ses çıkarmanın zamanı gelmedi mi
sizce?
Bu, bugün futbol olur, öbür gün bir başka konu..
24 Eylül 2012 Pazartesi
Memleket Meselesi
Her geçen gün değerini kaybederek yitirdiğimiz değerlerimiz
var ya hani haysiyet, doğruluk, dürüstlük, onur gibi, işte tam da oradan söze
başlamak istiyordum ki konuya bir filme dayanarak dem vurmak istedim.
Filmin adı: Memleket Meselesi;
Yönetmenliğini İsa Yıldız’ın yaptığı ve başrollerinde Ahmet
Uğurlu -ki bence müthiş bir oyunculuğa sahiptir kendisi- Füsun Demirel, Tuna
Orhan gibi değerli sanatçılarımızın bulunduğu film tam da ‘işte budur benim
memleketim, işte budur yurdumun insanı’ dedirtecek cinsten trajikomik bir
öyküyle karşımıza çıktı.
Nasıl mı?
Emekliliği gelmiş bir ilkokul öğretmeni olan Adil Hoca,
uğradığı bir haksızlıktan dolayı gururu incinerek hukuk mücadelesi başlatır. Adaletin
yerini bulması için inatçılığı ve kararlılığından vazgeçmeyerek hak arama
mücadelesini en üst mercilere kadar ulaştırıp ‘memleket meselesi’ haline
getirir.
İşte böyle..
Neler mi oluyor?
Aslında hepimizin bildiği şeyler.. sonunda düşündürücü izler
bırakan ama kocaman bir hiçliğin bizi alıp götürdüğüne ve sanki bir şey
yapmanın anlamsız olacağına, yapan insanların da başına neler geldiğine dair
göndermeler barındıran şeyler..
Memleket demek ne demek?
Memleket demek, sen demek, ben demek, biz demek.. der Ahmet
Şafak.
Kıssadan hisse, birlik olmak..
Ama kimin umurunda?
Omuz omuza vermediğimiz şu günlerde, ne kaldı geriye bize
dair, birliğimize, bütünlüğümüze dair..
Birazcık haysiyet kaldıysa derim ben, gelin birlik olalım..
21 Eylül 2012 Cuma
Herkes boş, her şey anlamsız; bir sen var bende kalan
Gittin!
Yaşıyor muyum?
–Hayır!
Ne kaldı geriye?
Huzurun mesela.. Gözlerimi kapayıp da omzuna yaslandığım o
sıcak eylül akşamında ağaç dalları altında kalandı. Her gittiğimde andığım ve
oradan ayrılmak istemediğim.
Gururun.. Kaybolup gittiğini kendine bile itiraf
edemediğindi.
Müziğin.. Hangi birini söylesem ki, tatlı nağmelerle
ruhumuzun derinliklerinden fırtınalı anların ritmine uzanan geniş bir
yelpazeydi.
Tutkun.. Herkese, her şeye rağmen vazgeçmeden yanımda
oluşundu.
Kalbin.. Pamuktan hassas, demirden güçlü, dört odalı
lebideryamdı.
Ellerin.. Sabun kokulu, yumuşak, sıcak, tutup bırakmayandı.
Gözlerin.. Ahh ahh!
İyiliğin.. Melekler duysa kıskanırdı.
Karanlığın.. Hep vardı, öyle sevilmişti.
Sevgin.. Görmediğim, duymadığım, yaşamadığım, hissetmediğim,
inanamadığımdı.
Hayatın.. Bir yangının orta yerinde tek başınayken umut
doluydu.
Hikayen.. Yazlık bir sinemada film seyreder gibiydi.
Aşkın.. sisli, puslu bir gecede kafa kıyakken bırakıvermekti
kendini, bir bahar esintisini getiriyordu beraberinde, gecenin karanlığına inat
gökyüzü gibiydi, ışık doluydu, kuvvetliydi.
Ve Yokluğun.. Alışamadığımdı.
Erkektir ne yapsa yeridir, değil tabi!
Ne anlamlar yükleriz biz kadınlar en ufak ayrıntılara bile. Bunu
göremeyen karşı cinse de bozulmadan edemeyiz.
Artık bunları çoktan aşmış olmamız gerekir. Çünkü biliyoruz
ki pek çoğu yaşı, mesleği, eğitimi, ırkı, dili, dini ne olursa olsun aynı
özellikleri taşırlar.
Bunları hatırlatmakta bir sakınca olmadığını düşünüyorum
karşı cinse inat..
Ee buyurun:
Evlenene kadar prens, evlendikten sonra acımasız cellat
olurlar.
Aldatmak her daim planları arasındadır, zira onlar için bir
kültür değil doğadır.
Güçlü kadınlardan çekinirler, zeki kadınlarla yaşamak
istemezler, seksi kadınlarla birlikte olmaktan heyecan duyarlar, annelerine
benzeyen kadınlarla evlenirler.
Sevdiklerini nadiren söylerler, sevişmek istediklerini
daima..
Hediye almaktan nefret ederler, özel günleri gereksiz bulup
çoğu zaman da unuturlar.
Başarılı, paralı ve özgür olmak isterler.
Arabayı en iyi onlar kullanır.
Ağlayan kadınları itici bulurlar. Kadın dediğin hep
gülümsemeli!
Totalde bir sene askerlik yapmalarına karşın bir ömür boyu
askerlik anılarını anlatırlar.
Beni seviyor musun, güzel buluyor musun, gibi sorulardan
nefret ederler ( bence bunda haklılar, kadın sevildiğini ve güzel olduğunu
bilmeli)
Futbolla yatar, siyasetle kalkarlar.
Tuvalette düşünürler.
Kavgada efe kesilirler.
Bu durumda sen neymişsin be abi demekten alıkoyamıyorum
kendimiJ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







